Yeni Günlük



RehberTürk



İnternetSponsor



BLOGEVİM



SİNEMA VE FİLMLER



Bilgi TV



ADRES BANKASI

HABERMETRE

ADRES BANKASI

YENİGÜNLÜK

Güncel hayatta karşılaştığımız gazetelerde okuduğumuz ilginç haberler,teknolojik yenilikler,müzik videoları,günlük hayattan kesitler,sinema tv konularından magazinden birer tutam derleme küçük küçük pasajlar...
Sıkılmadan eğlenceli bir şekilde YENİGÜNLÜK 'te yer alacak.


16/5/2008

AKP’nin kapatılması ekonomiyi etkiler mi?

Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul Türkiye ekonomisinin orta ve uzun vadeli görünümünde olumsuzluk bulunmadığını, Akbank’ın karamsar bir senaryosunun da olmadığını söyledi.

Akbank’ın ilk çeyrek finansal sonuçlarının değerlendirildiği toplantıda konuşan Akbank Genel Müdürü Zafer Kurtul, Türkiye ekonomisinin orta ve uzun vadeli görünümünde olumsuzluk bulunmadığını söyledi. Akbank olarak Türkiye ekonomisine ilişkin olumsuz hiç bir veri görmediklerini belirten Kurtul, siyasi veya başka bir sebebden ekonomiye ilişkin tehdit olarak görülen durumların ancak kısa vadeli dalgalanmalar yaratabileceğini, Akbank gibi bir bankanın ülkeye orta, uzun vadeli bakmasının önem taşıdığını söyledi.

Kurtul, AKP’nin kapatılması olasılığının da Türkiye ekonomisi için tehdit oluşturmadığını belirterek, “Kısa vadede her ekonomide dalgalanmalar olabilir ama biz orta ve uzun vadede Türkiye ekonomisi için tehdit oluşturacak herhangi bir sorun görmüyoruz” dedi.

Çareler bitmez

Zafer Kurtul, “Kapatılsın ya da kapatılmasın, AKP’ye yönelik kapatma davası, bir risk değil midir?” sorusu üzerine, bankanın risk yönetiminde güçlü temelleri olduğunu, risk yönetimindeki bu temellerinin her türlü ekonomik ortamda Akbank’ın iyi çalışmasını sağladığını söyledi.

Kurtul, “Akbank olarak öyle bir yapımız var ki, her türlü ekonomik ortamda iyi neticeler elde edebiliyoruz” dedi.

Basın mensuplarının AKP’nin kapatılması durumunda Türkiye etkilenir mi sorusu üzerine ise Kurtul, “Orta vadede bir etkisi olmayacaktır. Demokratik ülkeyiz. Demokraside her zaman çare bulunacağı için Türkiye’nin potansiyeline inanıyoruz” diye konuştu.
ı  vatan

Nevzat DEVRANOĞLU

16/5/2008

THY 75’inci yılında Avrupa ve Afrika’ya 75 euroya uçuracak

TÜRK Hava Yolları (THY) kuruluşunun 75’inci yıl dönümü kutlamaları kapsamında, 75 euroya Avrupa’ya uçacak.

THY’den yapılan yazılı açıklamaya göre, THY’nin 20 Mayıs’ta kutlamaya hazırlandığı 75’inci yıl dönümünün sevincini yolcularına da yaşatmak amacıyla, çok özel fiyatlardan oluşan bir promosyon kampanyası hazırladı. 19-25 Mayıs tarihleri arasında geçerli olacak kampanya çerçevesinde, İstanbul’dan başlayacak seyahatlerde Avrupa (Bakü, Tiflis, Batum dahil), Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da bulunan uçuş noktalarına vergiler hariç 75 eurodan başlayan fiyatlarla seyahat edilebilecek. Business sınıf bilet ücretleri ise 375 eurodan başlayacak.  vatan

16/5/2008

Roma tatilini bedavaya getirecek

Sheraton Çeşme, 1 Haziran-23 Eylül arasında konaklayanları 1 Kasım’dan itibaren 2 gecelik Roma tatiline gönderecekRoma’da 2 gece 3 günlük tatile gönderecek. Yaklaşık 800 euroluk yurtdışı tatilini günlüğü sezonuna göre 235-335 YTL’ye Çeşme’deki otelinde konaklayan her müşterisine verecek olan Sheraton Çeşme, en az 6 bin kişiye ulaşmayı hedefliyor.

Alitalia’yla işbirliği yapan Sheraton Çeşme, bu proje için yaklaşık 5 milyon dolar harcayacak. Kampanya çerçevesinde müşteriler, 1 Haziran-23 Eylül tarihleri arasında Pazar günü Çeşme Sheraton’a girmek kaydıyla 1 Kasım 2008-3 Mayıs 2009 tarihleri arasında yılbaşı ve sömestir tatilleri de dahil olmak üzere istediği zaman Roma’da ücretsiz tatil yapabilecek.

Sheraton Çeşme’de 14-23 Eylül haftasında günlüğü 235 YTL’ye kalanlar bu kampanyadan yararlandıklarında tatillerini de neredeyse bedavaya getirmiş olacak. Kampanyada herhangi bir çekiliş yapılmayacak ya da kontenjan uygulanmayacak.

Uçak bileti, otel ve kahvaltının dahil olduğu bu ücretsiz Roma tatilini önümüzdeki yıl Alitalia’nın uçtuğu farklı şehirlerde de yapmayı planladıklarını söyleyen Sheraton Çeşme Hotel Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İskender Dilek, bunun hem Türkiye hem de Sheraton’ın bağlı olduğu Starwood Grubu için bir ilk olduğunu açıkladı.

Hedef yükseltildi

Üç ay önce üzerinde çalışmaya başladıkları projenin aslında 2 bin-2 bin 500 kişiyi hedeflediğini ancak ön araştırmalardan gördükleri ilgi nedeniyle rakamı 6 bine çıkardıklarını vurgulayan Dilek, “Biz planlarımızı şimdilik müşterilerimizin yüzde 50’sinin bu hizmetten yararlanabileceği üzerine kurduk. Ancak tümü yararlanmak isterse bu rakam 9 bine kadar çıkacak” dedi. Bu projeden her hafta 150-250 oda satışı beklediklerini aktaran Dilek, Sheraton Roma’ya da 6 ayda 10 bin geceleme sağlayacaklarını ifade etti.

Sheraton Roma’nın bugüne kadar bu sayıda Türk’ü 6 aylık süreçte ağırlamadığını vurgulayan İskender Dilek, sezonsal boşluklarını da bu sayede kapatacaklarını sözlerine ekledi.

Anadolu’dan talep artıyor

KIŞ sezonunda Pegasus Havayollarıyla otelde konaklayanlara ücretsiz bilet ve ücretsiz transfer otomobil hizmetine bu yıl da devam edeceklerini söyleyen İskender Dilek, “Bu sayede Anadolu’dan büyük talep alıyoruz” dedi.
Sheraton Çeşme, 1 Haziran-23 Eylül arasında konaklayanları 1 Kasım’dan itibaren 2 gecelik Roma tatiline gönderecek

Sheraton Çeşme, Türkiye’de ve bağlı bulunduğu Starwood Grubu’nda bir ilki gerçekleştirerek 1 Haziran-23 Eylül tarihleri arasında otelinde 5 gece konaklayanları Sheraton,  vatan

16/5/2008

Kraliçe Elizabeth, uçak gemisinde davet verdi!

ngiltere Kraliçesi dün İstanbul’daydı. Gündüz Boğaz gezisi yapan Kraliçe akşam Cumhurbaşkanı Gül ve eşi Hayrünnisa Hanım onuruna 1982’de Falkland Savaşı’na katılan HMS Illustrious uçak gemisinde davet verdi
Foto: Burak Kara
İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eşi onuruna İngiltere’nin Arjantin’le yaptığı Falkland Savaşı’na katılan uçak gemisi ‘HMS Illustrious’da resepsiyon verdi.

Davetlilerin 17.30’da gelmeye başladığı Karaköy Limanı’nda demirli gemiye, Kraliçe II. Elizabeth’ten önce İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband, Devlet Bakanı Mehmet Aydın ile Dışişleri Bakanı Ali Babacan ve eşi Zeynep Babacan geldi.


Kraliçe’yi böyle görmedik


Gemiye saat 18.30’da gelen ve askeri törenle karşılanan Kraliçe ve eşi Edinburgh Dükü Prens Philip, daha sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve eşi Hayrünnisa Gül’ü karşıladı. Resepsiyonda davetlilerle sohbet eden ve taç takmayan Kraliçe, Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a, İstanbul’u bir önceki ziyaretine kıyasla çok değişmiş gördüğünü söyledi.


Bayan Gül askeri kızdırdı

Kadehler dostluğa kalktı...

Davette bir konuşma yapan İngiltere’nin Ankara Büyükelçisi Nicholas Baird, Kraliçe II. Elizabeth’in, gezisinde Türkiye’de gençlerle buluşma fırsatı elde ettiğini belirterek, Bursa’da Türk ve İngiliz iş kadınları arasındaki işbirliğini geliştirme fırsatlarının öne çıktığını kaydetti.



Yine Bursa’da, Prens Philip’in TOFAŞ fabrikasını ziyaretinde Türkiye’nin otomotiv sektöründe dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olduğunun görüldüğünü ifade eden Baird, davetin düzenlendiği İstanbul Boğazı’nın, Türkiye’nin uygarlıkların yakınlaşmasındaki rolünü hatırlattığını dile getirdi.

Baird, “Türkiye’nin AB’ye üyeliği, AB’ye son derece önemli yeni bir boyut katacaktır” dedi ve konuşmasını Türkiye ile İngiltere arasındaki dostluğa kadeh kaldırarak bitirdi.

Askeri bando marşlar çaldı...

Kraliçe resepsiyonda taç takmadı...

Baird’in konuşmasının ardından askeri bando, davetliler arasından geçiş yaparak türlü marşlar çaldı. Resepsiyonun sonunda yeniden Türk ve İngiliz milli marşları çalındı. Resepsiyona katılanlar arasında AKP Genel Başkan Yardımcısı Egemen Bağış, Vali Muammer Güler, Rahmi Koç, Suzan ve Ömer Sabancı, Oya ve Bülent Eczacıbaşı, Paul Doany, Adnan Polat, Cem Hakko, Ahmet Ertürk de vardı.vatan




16/5/2008

Çapkın Silvio iş başında

İTALYA’NIN çapkınlıktan sabıkalı başbakanı Silvio Berlusconi (72) üçüncü kez iktidara gelmesinin ardından yine rahat durmadı

Berlusconi önceki akşam meclisten güvenoyu aldığı oturum sırasında partisinden yeni seçilen iki kadın milletvekilline aşk mesajları yolladı. İtalyan lider, meclisin antetli kağıtlarına el yazısıyla yazdığı ve yardımcıları aracılığıyla yolladığı mesajında 32 yaşındaki Nunzia De Girolamo ile 31 yaşındaki Gabriella Giammarco’ya iltifatlar yağdırdı. Genç ve bekar iki kadın vekilden aynı şekilde karşılık alan Berlusconi, “zaferini” çapkın bir gülüşle kutlarken bu mesajlaşma meclis televizyonu tarafından saniye saniye yayınlandı.

Kadın bakana da “asılmıştı”

Berlusconi geçen hafta da eski bir manken olan Fırsat Eşitliği Bakanı Mara Carfagna’ya “Partimizdeki kadınların ilk gece hakkkı lidere aittir” demişti.

“Ne kadar güzelsiniz”

Berlusconi “Ne kadar güzel görünüyorsunuz. Sabah sizi kahvaltıya götürecek yakışıklılar varsa, emrediyorum hemen evinize gidin. Çok çok öpüyorum” diye yazdı.

İki kadın vekil ise şu yanıtı verdi: “Sevgili başbakanımız, biz sadece sizin gibi bir yakışıklının kahvaltı teklifinizi kabul edebiliriz. Sevgilerimizle.”  vatan


16/5/2008

Türkiye gerilmesin diye Anayasa’yı değiştirmeyeceğiz

Başbakan Erdoğan, vekilleriyle yaptığı kahvaltıda kapatma davasıyla ilgili Anayasa değişikliği olmayacağını net şekilde açıkladı: Çünkü bu toplumu gerer, kamplaşmalara neden olur

Başbakan Erdoğan, AKP’li 44 milletvekili ile dün kahvaltı yaptı. Daha önce 250 vekili dinleyen Başbakan, son grupla yaptığı toplantıda kapatma süreciyle ilgili önemli açıklamalar yaptı. AKP Genel Merkezi’nde yapılan toplantıya katılan vekillerin büyük bölümü, Anayasa değişikliği yapılmasını, dava ile hedeflenen kişinin Erdoğan olduğu yönündeki görüşlerini bildirdiler. Toplantıda 23 vekil söz alarak, görüşlerini açıkladı.

Karabük Milletvekili Mustafa Ünal: AKP yüzde 100 kapatılacak, önlemlerimizi buna göre alın.

Başbakan: Niye bu kadar karamsarsınız, bir de hukukçusunuz. Ben partimizin kapatılacağına inanmıyorum.

AKP’li başka bir vekil: Sayın Başbakanım, bir bildiğiniz mi var, niye bu kadar rahatsınız?



Başbakan: Bir şey bilmiyorum. Ama benim düşüncem partimizin kapatılmayacağı yönünde. Hakkımızda karar verilmişse yapacağımız bir şey yok. Yapacağımız şey bir an önce kararın açıklanmasını sağlamak, süreyi kısa tutmak. Bana göre Temmuz’da biter. En önemlisi güven ve istikrar. Ekonomik istikrarın sürmesi lazım. Dava açıldıktan sonra ekonomik istikrar sarsıldı. Bir çok yabancı yatırım beklemede, birçoğu da vazgeçti.

Bu süreçte Anayasa değişikliği düşünmüyoruz. Mücadelemiz sürecek, kervan yürür. Karardan sonra ana muhalefet dışındaki partilerle bir değişiklik yapılabilir.


İstanbul Milletvekili Feyzullah Kıyıklık: Bir Başbakan bu kadar konuşur mu?

Başbakan: Ne diyorsun sen... Bir saattir mevzuya gelemedin, sabırla dinliyorum. Nerede konuşuyorum. Ben ne konuşuyorum, grup toplantısı dışında konuşmuyorum.

Kıyıklık: Efendim, ben yanlış anlaşıldım.

AKP’li bir vekil: Eğitimde sorunlar var, Kürtçe eğitim yapılmalı...

Başbakan: Ne istediğinizi biliyor musunuz? Arkadaşlar bir şey isterken, bunun önünü arkasını düşünün, hesap edin. Kürtçe eğitim, ülkenin bölünmesini istemektir.

Konya Milletvekili Sami Güçlü: Siz bu coğrafyanın liderisiniz. Kapatma davasını Türk dünyası, İslam ülkeleri yakından izliyor. Tunuslu bakan ’Siz geri kalmış İslam ülkeleri için bir modelsiniz’dedi. Bizi örnek alıyorlar, gelişmemizi, kalkınmamızı takip ediyorlar.

‘Gemiyi en son ben terk ederim’

Vahit Erdem (Kırıkkale): Sistemin en büyük endişesi irtica ve bölünmedir. Ben bunun olacağının inanmıyorum. (Basında çıkan eleştirileri için) Ben bu partinin üyesiyim. Sonuna kadar sizinleyim, beraberim. Bu gemiyi en son ben terk ederim. Anayasa Mahkemesi üyeleri de Türkiye’yi düşünüyor, onları dışlamayalım.  vatan

15/5/2008

Turkcell'den abonelere acil uyarı

Turkcell'den abonelere acil uyarı


Turkcell, cep telefonlarını tehdit eden yeni tehlike konusunda abonelerini uyardı.


Cep telefonunuzdan görüşme yaptıktan sonra çeşitli numaralar tuşlanarak görüşme maliyetinin düşürüleceği konusunda gelen yalan e-postalar Turkcell'i harekete geçirdi. Turkcell müşteri hizmetleri tarafından Turkcell abonelerine gönderilen mesaj aynen aşağıdaki gibi:


Değerli Turkcell Aboneleri,

Cep telefonunuzla yaptığınız görüşmeler sonrasında, çeşitli numaralar tuşlanarak görüşme ücretinin %50 az ödenebileceği konulu e-mail gerçeği yansıtmamaktadır.

Cep telefonunuz üzerinden arama yaptığınızda, sinyal aldığınız santralde konuşmanızın süresi ve aranan numara bilgilerini içeren dosyalar tutulmaktadır. Ücretlendirme, santral bilgilerindeki süre ve aranan numaraya göre mevcutta kullandığınız tarife modeli üzerinden yapılmaktadır. Görüşme sonlandıktan sonra cep telefonunuz üzerinden *666**, *667**, *668** gibi numaraları tuşladığınızda dosyalara işlenen arama bilgilerinde değişiklik olması teknik olarak mümkün değildir.

Bu ve buna benzer içerikteki e-mail'lerin müşterilerimizi yanıltma amaçlı olduğunu belirtir, konuyu bilginize sunarız.

Saygılarımızla.

15/5/2008

Prim borçlarına af geliyor

Hükümet IMF'ye rest çekerek SSK ve Bağ-Kur’a olan 42 milyar YTL’lik prim borcunu taksitlendirecek

En son 2006 yılında prim affı getiren hükümet, Sosyal Güvenlik Kurumu’na devredilen SSK ve Bağ-Kur’un prim alacaklarına üçüncü kez af getirmeye hazırlanıyor. NTV'den Sezer Kılıç'ın haberine göre Çalışma Bakanlığı’nın hazırladığı düzenlemeyle prim borçlarına ödeme kolaylığı sağlanacak. Düzenlemeden Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı’nın önceki gün haberi oldu. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun SSK’lılardan 9 milyar YTL, Bağ-Kur’lulardan 33.1 milyar YTL olmak üzere, toplam 42 milyar YTL prim alacağı bulunuyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) ile mevcut stand-by anlaşmasını tamamlayan hükümet, verilen niyet mektuplarında kamu alacaklarına af düzenlemesi yapmama taahhüdünde bulunmuştu.

Yeni stand-by görüşmesi öncesinde yapılacak böyle bir düzenlemenin, ilişkileri gerebileceği belirtiyor. IMF’nin ikna edilememesi halinde program sonrası izleme raporlarının da bu düzenlemeden olumsuz etkilenebileceği ifade ediliyor.

İki yıl önce çıkarılan prim affında, SSK ve Bağ-Kur prim borçlarına, gecikme zammı uygulanmıştı. Yeni düzenlemenin de 2006 yılındaki gibi olacağını ve borç anapara tutarının enflasyon oranında güncellendikten sonra taksitlendirileceği belirtiliyor.

UNAKITAN: -"HAZIRLANMIŞ BİR TASARIYI BEN GÖRMEDİM"

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, SSK ve BAĞ-KUR
prim affıyla ilgili hazırlanmış bir tasarı olmadığını belirterek, konuyu
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile görüşeceklerini söyledi.

Unakıtan, TBMM'ye gelişinde gazetecilerin, SSK ve BAĞ-KUR prim affına
ilişkin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin, "42 milyar YTL'ye ulaşan
prim borçlarının affedilmesiyle ilgili düzenlenmenin Mecliste bir
tasarıya ekleneceği şeklinde haberler var. Hükümetin bu yönde aldığı bir
karar var mı?" sorusuna karşılık Unakıtan, "Maliye Bakanlığı olarak
ben konuşursam... Çalışma Bakanlığı ile oturup yeniden bu konuyu
konuşmamız icap ediyor. Daha önce kendisiyle, sözlü olarak çok kısa
görüştük. Öyle hazırlanmış bir tasarıyı ben görmedim' dedi.

Bir gazetecinin "Af mı, taksitlendirme mi?" sorusu üzerine Unakıtan,
"Onu Çalışma Bakanına sorun. Bana tasarı gelmemiş diyorum" karşılığını
verirken, "Prensip olarak buna karşı mısınız?" sorusu üzerine ise
"Çalışma Bakanı ile görüşüp ondan sora konuşabilirim" diye konuştu.

Unakıtan, "İl Özel İdaresi ile ilgili düzenlemede bütçeye 4 milyarlık
bir yük gelecek. Bunun 2 milyarı bu yıl olacaktı. Böyle bir yükü
kaldırabilecek durumda mısınız, yoksa ek bir önlem mi gerekecek"
sorusuna da "Kaldırabilecek durumdayız" yanıtını verdi.  vatan

15/5/2008

2 yıl boyunca alınan kart aidatlarının iadesi, gündemde

MHP bastırıyor... Kanun teklifi verildi

AAMHP Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu, kredi kartlarından aidat alınmamasını, son 2 yılda alınan aidatların ise iade edilmesini öngören kanun teklifini, TBMM Başkanlığına sundu.

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun teklifine göre, bankalar, kredi kartı sahiplerinden yıllık aidat, kart kullanım ücreti, yıllık ücret, hesap işletim ücreti ve benzeri isimler altında ücret alamayacak.1 Ocak 2007 tarihinden itibaren kredi kartı verenler ve bankalarca kesilen ücretler, kredi kartı ve hesap sahiplerine başvuruları aranmaksızın, 30 gün içinde iade edecek.

Kapatılan kredi kartı ve mevduat hesaplarından alınmış ücretler ise 30 gün içinde Hazine'ye aktarılacak.Teklifin gerekçesinde, hiçbir kanuni dayanağı olmadan hesap sahiplerinden ve kredi kartı sahiplerinden kesilen ücretlerden, mevduat ya da kredi kartı sahibinin çoğu zaman haberinin bile olmadığı belirtilerek, Bankalararası Kart Merkezi'nin verilerine göre, 31 Mart 2008 tarihi itibariyle 38 milyon 534 bin 106 kredi kartının vatandaşlar tarafından kullanıldığına işaret edildi.

'30 MİLYON YTL HAKSIZ OLARAK TRANSFER EDİLİYOR'

Bankalardaki mevduat hesap sayısının ise 70 milyonun üzerinde olduğunun hesap edildiği vurgulanan gerekçede, şöyle denildi:

'Kredi kartı verenler ve bankalar, kredi kartlarından ve mevduat hesaplarından kişi başına 30 YTL ile 100 YTL arasında ücret
almaktadırlar. En düşük ücretten bile hesaplandığında yaklaşık 30 milyon YTL'lik bir kaynak, haksız olarak vatandaşlarımızdan transfer
edilmektedir. Hem kredi kartlarından, hem de mevduat hesaplarından alınan ücretlere ilişkin verilen mahkeme kararlarında, alınan ücretlerin haksız olduğuna hükmedilmektedir. Bankalar, kanuni yollara başvuran müşterilerinden kestikleri paraları iade etmekte, ancak diğer müşterileri için aynı uygulamaya devam etmektedirler. Kredi kartından veya hesabından ücret kesildiğinden haberi olmayan, yada uzun kanuni süreçlerle uğraşmak istemeyen vatandaşlarımızın mağduriyeti devam etmektedir. Çok büyük ekonomik güçleri ile siyasal karar mekanizmaları üzerinde etkili olan Bankalar karşısından tüketicinin, kanunla korunması gerekmektedir.'

17/12/2007

O beni en çıplak halimle biliyor!

Geçirdiğiniz bu kalp hastalığı neyin nesidir?

- Tıptaki adı atrial septal defekt. Türkçesi, kalp delik...

Allah Allah, nasıl fark ettiniz?


- Aslında yıllarca edemedim. Ben kendimi bildim bileli heyecanlı bir adamım. Kalbim çok hızla atar, ağzımdan çıkacakmış gibi. Sesi, resmen dışarıdan duyulur: Güm-güm... Güm-güm... Güm-güm... Herkeste böyledir diye zannettiğim için, bunun fizyolojik bir sorun olabileceği aklıma gelmedi...

Eee?

- İki yıl önceye kadar. O zaman, bu işte bu tuhaflık olduğunu anladım. Çünkü sahneyi paylaştığım daha genç arkadaşlarımdan bile fazla heyecanlanıyordum. Kalbimi sakinleştirebilmek için çok uğraşmam gerekiyordu. Üstelik aritmim de vardı. Yaşamayan birine tarif etmesi zor. Kafasına göre çalışan serseri bir kalp. Canı isterse hızlı atıyor, istemezse yavaş. Sen, ne yapacak diye şaşkınlık ve panik içinde bekliyorsun...

Bugüne kadar hiç check up'a filan gitmediniz mi?

- Gitmez olur muyum? Gittim.

Niye çıkmadı o zaman?

- Benim gibi kondüsyonlu, dansçı ve sağlıklı bir adama kimse hastalık-mastalık kondurmuyor. 5-6 sene önce, babam Ege Üniversitesi'nde by- pass oldu. O arada bana da eko çektiler, 'Kalp kapakçığınızda ufak bir üfürme var' dediler ama önemsemediler. İkinci Bahar dizisinin en popüler zamanlarıydı, kontrol- montrol gürültüye gitti. Ve üzerinden yıllar geçti. Meğer o arada kalbim birkaç milim büyümüş...

Büyümüş de ne olmuş?

- Vücuda zarar veriyor, ömründen yiyorsun. Özellikle de bizim gibi antrenman yapmak zorunda olan insanlar, kalplerine çok daha fazla yüklendikleri için, kalp 2 misli, 3 misli daha fazla çalışıyor. O yüzden de büyüyor.

E ne yaptınız peki?

- Benimle aynı yaştaki bir arkadaşıma 'Ya bende böyle tuhaf tuhaf şeyler oluyor' diye anlattım. 'Bende de!' dedi. Çok şükür ki öyle dedi, birlikte kontrole gittik. 'Boş ver ya, bir şey olmaz' deseydi belki de gitmeyecektik. Farkında olmadan benim hayatımı kurtarmış oldu. Onda bir şey çıkmadı, bende çıktı. Kalpteki büyüme teşhis edildi. 'Muhtemelen, bir de delik var' dendi.

Ne hissettiniz?

- Şoke oldum. Tedaviye başlayabilmek için 2 yıl bekledim. Psikolojik olarak hazır olmam gerekiyordu. Bir de kalp büyümesinde kalp krizi riskin olmuyor, yaşıyorsun ama ömründen yiyorsun.

Rahatsızlığınızı kiminle paylaştınız?

- En yakın bir iki arkadaşım dışında hiç kimse ile...

Aileniz? Anneniz?

- Hayır. Çünkü zaten kardeşime çok üzülüyordu, bir de benim için üzülsün istemedim.

Ne kadar korktunuz?

- Çok korktum. Hayatımda hiç korkmadığım kadar korktum. Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin... Yarılacaksın... Açılacaksın. Şimdi cengaverliğin manası yok... Bir de o arada aşık oldum: Bergüzar, hayatıma girdi. Bir taraftan da kalbim büyüyor...

Ona ne zaman söylediniz?

- Başta söylemedim. Bir gün göğsüme kafasını yaslanmıştı, doğruldu bana baktı ve 'Kalbin benim için hızlı atıyor!' dedi. O kadar hızlı atıyordu, dışarıdan bile hissediliyordu. Ben de gülümsedim. Gerçeği söyleyemedim...

Neden ki, kalbi delik bir adamla birlikte olmak istemez diye mi düşündünüz?

- Hayır öyle değil ama... İlişkimizin çok başındaydık. Ona böyle bir şeyi yüklemek haksızlık olacaktı... Bakmayın, ağır bir yük... Ben belki rahatlamış olacaktım ama bin bir tane işinin içinde bir de kafasında bunu taşıyacaktı. Beklemeye karar verdim. Bir de ilişkimizin nasıl şekilleneceğini bilmiyordum. Ama şunu söylediğimi hatırlıyorum: 'Yazın öyle bir şeye tanık olacaksın ki, ya benden ayrılacaksın ya da bana daha çok bağlanacaksın...' Baktı suratıma, bir şey söylemedi...

Bu arada, siz her şeyi ayarlıyorsunuz, müthiş bir gizlilik içinde...

- Evet.

Neden Amerika?

- Çünkü Cleveland'da Murat Tuzcu diye bir doktor var. Kendi dalında dünyadaki birkaç iyi isimden biriymiş. Anjio ile giriyorlar, deliğin üstünde şemsiye açıyorlar, kapatıyorlar ve çıkıyorlar. Çok basit bir sistemmiş. Ameliyat bile denmiyor buna. Yeni bir şey olduğu için deneyimli birinin yapması daha doğruymuş. Bu yüzden Amerika olsun istedim. Bir de tabii Bergüzar faktörü var, burada olsaydım sessiz sedasız halletmeye olanak yoktu, basın üşüşecekti...

Para-mara?

- Doğuştan olan hiçbir şeyi sigorta karşılamıyor. Amerika'da yapılan en ufak bir müdahalenin bile ne kadar pahalı olduğu düşünülürse... Ben tabii henüz haberdar değilim, anjiyo yapılacak ve iş bitecek zannediyorum. Orada ortaya çıktı ki, anjiyo ile halledilemiyor. Açık kalp ameliyatı olmam gerekiyor!

Yanınızda kimler var?

- Bergüzar. Asistanım Fatoş. Ve iki arkadaşım daha: Ömür ve Şüayip... Anneme 'Amerika'ya tatile gidiyoruz' dedim. Gitmeden bir gün önce annem ve babamla kahvaltı ediyoruz, durduk yerde annem, 'Senin kalbin bir garip atıyor' demesin mi? İçeri gitti, tansiyon aletini aldı. Babam, 'Şimdi nereden çıkarıyorsun bunları?' dedi. Annem ölçtü, tansiyonum düşük çıktı, babam, 'Bak gördüm mü, ben sana dedim, oğlanın bir şeyi yok. Turp gibi maşallah. Tansiyonun yükseği kötüdür...' dedi. Anne içgüdüsü işte, bir şeyler hissediyor!

Nasıl bir psikoloji içindesiniz?

- Bergüzar yanımda, en güvendiğim dostlarım yanımda... Hepsi de bana müthiş destek. Testleri yaptırıyorum, bekleme süresinde de araba kiralayıp etrafı geziyoruz, rahatlamak, gevşemek için... Ve annemle telefonda konuşuyorum, bilmiyor ama sanki biliyor gibi ki; 'Bu Amerika sana çok iyi gelecek, kendini yeniden doğmuş gibi hissedeceksin' diyor...

Nasıl bir şey, insanın açık kalp ameliyatına gireceğini öğrenmesi?

- Berbat bir his. Ağlamaya başladım... Palavra yani erkekler ağlamaz... Bir de 14 Temmuz'da ameliyata alabileceklerini söylediler. 14 Temmuz benim doğum günüm. 'Aman Allah'ım bu bir işaret mi?' diyorum. Doğum günümde ölecek miyim, sevdiklerimden ayrılacak mıyım? Anneme söylemeli miyim, söylememeli miyim? Onun beni doğurduğu günde, benim ondan izinsiz ölmeye hakkım var mı, yok mu? Ama söylesem de yapabileceği bir şey yok ki...

Refakatçilerin durum nedir?

- Hepsinin tavrı farklı. Bergüzar çok realdi. Hiç öyle fantastik, uçarı değildi. Ayağı yere basıyordu, sağlamdı, toprak gibiydi. Gereksiz duygusallıklar yapmadı. Acayip destek oldu. Fatoş da öyle. Koruyan, kollayan, asla yalpalamayan... Diğer arkadaşım Ömür, o da dans hocası, 'Bak göreceksin seneye şöyle yapacağız, böyle yapacağız!' diye beni yeni projelerle oyaladı. Şuayip ise bilge ve sakindi, 'Anı yaşa' diyen ses. 'Başına ne gelecekse gelecek, kabullen. Sen sadece kendini ve başkalarını affet...' Ve 14 Temmuz geldi çattı. 1969'da ben doğduğumda da 14 Temmuz'da yağmur yağıyormuş, o gün de yağıyordu...

Doktorların tavrı nasıl, yatıştırmaya mı çalıyorlar?

- Yok hayır, son derece gerçekçi davranıyorlar, ortada ne risk var söylüyorlar. Ben espri yapmaya çalışıyorum, 'Uçağa binmenin bile riski var' diye. 'Yok öyle değil' dediler, 'Bu açık kalp ameliyatı, ölüm riskiniz dahi var...'

O arada annenizle konuştunuz mu?

- Evet tam uyutulmadan önce. Kafamda bone var, ameliyata gidiyorum, sedyedeyim. Yine söylemedim. O da bana, 'Sen çok yoruldun oğlum. Artık biraz dinlenmen lazım' dedi, 'Ama merak etme her şey yolunda gidecek.' Ağladığımı duymasın diye hemen Bergüzar'a verdim telefonu. İnsan ne yaşarsa en yoğun annesiyle yaşıyor, başkalarının metaneti de onu koruyor...

Bu kadar büyük bir operasyondan bir gecce önce neler oluyor? İnsan nasıl uyuyor...

- Uyuyamıyorsun ki. Kıvrılıyorsun. Anne karnındaki gibi. Ya da karda uyuya kalmış gibi. Sırtüstü ya da yüzüstü yatamıyorsun. Ve insan anne ya da baba figürü arıyor. Bergüzar annem oldu, beni kolladı, esirgedi. Tuhaftı her şey. Güzeldi aslında. Bir an gülerken, bir an ağlıyorduk. Duygularımız çok hızlı yer değiştiriyordu... Ve sonra ben, 7 saat süren ameliyata girdim. Siyah bir Amerikalı beni ameliyathaneye götürdü, belli yerden sonra ziyaretçi giremiyor. Ben metin durmaya çalışıyordum, ama bir noktadan sonra kendimi bıraktım, inanamazsınız hüngür hüngür ağlıyorum. Ne zaman refakatçilerimle ilişkim tamamen kesildi, yalnız kaldım, tekrar bir güç geldi üzerime...

Bu arada sizin İngilizceniz nasıl?

- Çok kuvvetli değil. Gencim, dansçıyım diye sempatik davranıyorlar. Ameliyattan önce bir iğne yaptılar. Mutluluk iğnesi gibi bir şey. Ben bir mutluluk böceğine dönüştüm. O çat pat İngilizcemle döktürüyorum. 'Ben dansçıyım, benim gösterim bitti, şimdi sizin gösteriniz başlıyor' diyorum, 'İzin verin de alkışlayayım sizi...' Ben hatırlamıyorum, sonradan anlattılar böyle şeyler söylemişim. Sonra şahane bir uyku çektim...

Kendinize geldiğinizde...

- Yoğun bakımdaydım... Bergüzar girdi içeri... Ne kadar mutlu oldum anlatamam... Deprem enkazı altındaki adama uzanan bir el gibiydi. Öyle bir mutluluk... İnsanlar keşke bu tür büyük ameliyatlar geçirmeden bunları hissedebilseler...

İlişkiniz açısından sınav gibi bir şey miydi?

- Bilmiyorum ama unutulmayacak bir şey. Aramızda bir problem çıkacak bile olsa, o anları hep hatırlayacağım. İnanılmaz destek oldu. Tabii ister istemez, böyle bir tecrübe, havada boşlukta dolaşan bir ilişkiyi, belirli sabit bir yere raptiyeliyor... Daha griftleşiyorsun, iç içe giriyorsun... Bergüzar, beni artık en çıplak, en savunmasız halimle biliyor... Kuvvetsiz Tan'ı da tanıyor. Çok rahat ağlayabiliyorum onun yanında...

Bu bir erkeğin korktuğu bir şey midir?

- Belli bir samimiyeti aşmışlarsa, neden korksun? Öteki türlüsü samimiyetsizlik... Çok açık, çok transparan bir ilişki bizimki.

Evleneceğiniz doğru mu?

- Evet. Allah izin verirse. Önümüzdeki yaz sonuna, gelecek eylüle.

By- pass kişiliği değiştirir derler, sizde de var mı öyle bir şey?

- Bergüzar diyor bazen, 'Başka bir adam oldun' diye... Ben ölümü hissettim... Köşesinden, ucundan döndüm. O zaman şöyle tuhaf bir şey oluyor: Kendi kıymetini anlıyorsun, her şeye 'Eyvallah!' demiyorsun. Suiistimal edildiğini, kullanıldığını anlayınca terk ediyorsun. Yok oluyorsun, yok ediyorsun. Yeni Tan'da fark ettiğim şey bunlar.

Saçınızı neden kestirdiniz?

- Ameliyattan sonra değişiklik yapmak istedim. Önceki Tan'la çok özdeşleşen şeylerden biri saçıydı... Kestirdim.

Hayatınızın dönüm noktası mı oldu bu ameliyat?

- Evet hiç şüphesiz... Önce, çok yaşlı bir insan gibi hissediyordum kendimi, 5 adım atınca, ya da yokuş çıkınca yoruluyordum. Şu anda hızla kondüsyon kazanıyorum. Ve bu, sanki benim eski kalbim değil, yeni bir kalp gibi. Bu kadar düzenli atar mı? Çok güzel bir şeymiş, ben bunu yaşamamıştım. Tavırlarda da değişikliğe yol açabilirmiş. Kendimi daha sakin, daha güvenli hissediyorum...

Peki annenizin bu olan bitenden ne zaman haberi oldu?

- Önce yoğun bakım, sonra hastane odası, sonra bir hafta otel istirahatı derken, 'Tamam' dediler, 'Türkiye'ye dönebilirsiniz...' İşte o zaman anneme telefon açtım dedim ki, 'Senden bir şey rica ediyorum. Biz sana geliyoruz Bergüzar'la...' 'Evet oğlum.' 'Sevdiğin ne kadar insan varsa bir araya topla. Bütün dostlarını, arkadaşlarını...' 'Tamam' dedi, ama sebebini sormadı. 'Uzaktalarsa, uçak biletlerini de alalım...' 'Sen merak etme' dedi...

O ne zannetti?

- Muhtemelen bütün sevdiklerinin önünde Bergüzar'a evlenme teklif edeceğimi... Neyse, biz geldik... Herkes oturuyor... Herkes şık şıkıdım... Pastalar, börekler... Bizim de bir Sivas kangalımız var, beni çok sever, hep üzerime atlar. Bergüzar eve girince tedbir aldı, Kuzi üzerime çıkmasın diye. Çünkü hálá yeteri kadar güçlü değilim, devirir beni. O esnada babam, durumda bir tuhaflık olduğunu hissetti... Ben ayağa kalktım, herkese 'Bu, bir evlenme teklifi değil' dedim. Bir sessizlik oldu. 'Ben size bugün başka bir şeyden bahsedeceğim' dedim ve 'Bundan iki yıl önce...' diye konuşmaya başladım. Kalbimdeki rahatsızlıkla ilgili her şeyi anlattım. Biri, 'Şimdi ameliyata mı gidiyorsunuz Amerika'ya Bergüzar Hanım kızımızla' dedi. 'Annene bunu söylemeye mi geldin?' dedi. 'Hayır teyzecim' dedim, 'Ameliyat oldum. Şu anda çok iyiyim, anneme bunun müjdesini vermeye geldim...' Herkes ayağa kalktı, alkışlamaya başladı... 
« Önceki :: Sonraki »