Yeni Günlük



RehberTürk



İnternetSponsor



BLOGEVİM



SİNEMA VE FİLMLER



Bilgi TV



ADRES BANKASI

HABERMETRE

ADRESS TURK

YENİGÜNLÜK

Güncel hayatta karşılaştığımız gazetelerde okuduğumuz ilginç haberler,teknolojik yenilikler,müzik videoları,günlük hayattan kesitler,sinema tv konularından magazinden birer tutam derleme küçük küçük pasajlar...
Sıkılmadan eğlenceli bir şekilde YENİGÜNLÜK 'te yer alacak.


3/9/2008

Öğretmene 475 müjdesi

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), her eğitim öğretim yılının başında öğretmenlere verilen eğitime hazırlık ödeneğini 2008- 2009 eğitim öğretim yılı için yüzde 5 zamla 475 YTL’ye çıkardı.

MEB yetkilileri, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in imzasına sunulan genelgenin birkaç gün içinde onaylanacağını ve ücretlerin bu hafta içinde öğretmenlerin hesabına yatırılacağını söylediler. Bakanlar Kurulu kararı aranmaksızın dağıtılacak 475 YTL’lik ödenekleri, eğitim öğretim hizmetleri sınıfına dahil öğretmen unvanlı kadrolarda görevli olup fiilen öğretmenlik yapanlar alabilecekler.,,kaynak,vatan

11/8/2008

Terhisine 10 gün kala şehit düştü

Şehit erin cenazesi, 15 gün önce vefat eden babasının mezarının yanında toprağa verilecek

Öncekİ akşam bir grup PKK’lı teröristin Elazığ’da düzenlediği saldırıda şehit düşen Jandarma Er 22 yaşındaki Cem Havale’nin merkeze bağlı Tayakadın Köyü’ndeki evine acı haber gece saatlerinde ulaştı. Eve sağlık ekipleriyle birlikte gelen askeri yetkililer, anne 50 yaşındaki Rukiye Havale’ye oğlunun şehit düştüğü haberini bildirdi. Acı haberle yıkılan şehit annesi, sinir krizi geçirdi. Sağlık ekiplerinin yaptığı müdahale sonrası anneye ve şehidin ablası 24 yaşındaki Cemile Havale’ye sakinleştirici iğne vuruldu. Köylüler ise evlerini ay yıldızlı bayraklarla donattı.

Eşini yeni kaybettiğini belirten anne Rukiye Havale, “Daha babanın acısını unutmadım yavrum. Beni niye yalnız bıraktın? Lanet olsun onlara. Allah’ım ne olur onların canını da al Yarabbim. Al onların canını da dünya kurtulsun. Birtanecik, biricik yavrum gitti. Canım gitti Allah’ım. ’Geleceğim’ dedi gelemedim yavrum” diye feryat etti.

Kardeşinin duvar saatinin içine yapıştırılan fotoğrafına dokunan abla Cemile Havale ise “Babam seni çok istiyordu kardeşim. Babam sana kavuştu. Ah baba ah, kavuştun oğluna çok istedin oğlunu” diyerek gözyaşı döktü. 24 Temmuz günü yakalandığı kanser hastalığı nedeniyle hayatını kaybeden babası Ethem Havale’nin cenazesine katılmak için 4 gün izin kullanan Cem Havale, kalan 22 günlük vatani görevini tamamlamak için 28 Temmuz günü tekrar birliğine teslim olmuştu. 19 Ağustos günü terhis olacak olan Havale teskeresini almaya 10 günü kala şehit düştü. Şehit er dün Edirne’de düzenlenen törenin ardından toprağa verildi.,vatan

11/8/2008

Ben de yüzde 47’yle seçildim ama benimki sayılmıyor

Mine Şenocaklı

Foto: İlker Akgüngör
Dokuz Eylül Üniversitesi’nde rektörlük seçimi için 1.184 oy kullanıldı. Prof. Sedef Gidener tam 564 oy aldı. Yani iki kişiden birinin oyunu. Cumhurbaşkanı Gül ise on kişiden birinin oyunu alan Prof. Füzün’ü atamayı tercih etti. 564 oy, toplam oyun yüzde 47’si! Yani tamı tamamına AKP’nin oyu. Prof. Gidener, “Gül, yüzde 47 ile geldi, yüzde 47’yi yok saydı. Ben de sandıktan çıktım. Ben de seçildim. Öyleyse neden atanmadım?” diye soruyor. Cevabını bile bile...

Kapıyı açtığında biraz şaşırdım açıkçası... Koyu renk döpiyesli bir hanım öğretim görevlisi bekliyordum. Ama karşımda mini elbiseli, sarışın, çekici mi çekici bir kadın vardı. ’Tam İzmir kadını’ dedim içimden. Sonradan öğrendim ki Giresunluymuş. Tıpkı giyimi gibi, ruhu da açık biri Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi eski Başhekimi Prof. Sedef Gidener. Hem çok sıcak, hem de ikna edici bir karakteri var. Boşuna değil, rektörlük seçimlerinde 1.184 oydan 564’ünü alması. Ve buna rağmen 181 oy alan rakibinin rektör atanması. Çünkü ruhu gibi fikri de açık. ’Türbanlı doktor olamaz’ derken de, ’Ben elbette üniversitede giyimime çok özen gösteririm, çünkü hepimizin hasta ve öğrenci karşısında nötr olmasına inanırım’ derken de...

O üniversitede her iki kişiden birinin oyunu almasına ve YÖK’ün de 19’a 19 oy birliğiyle desteğine rağmen Cumhurbaşkanı Gül tarafından rektörlüğe atanmamasını fikirlerine ve duruşuna bağlamak istemiyor. “Ben hakikaten çok kişisel bir torpilin kurbanı oldum. Prof. Mehmet Füzün’ün AKP’li akrabalarının yaptığı torpilin... Der misiniz ki, ’Siz demokratsınız, cumhuriyetçisiniz, laiksiniz, Atatürkçüsünüz. Onun için mi olmadı?’ Onu demek bile istemiyorum. Onu demek Türkiye’ye ilişkin tüm umutlarımın bitmesi demek olur.”

Prof. Sedef Gidener, ne torpile ne gidişata karşı pes edecek biri değil. Bunu sohbet boyunca çalan telefonlardan çok iyi anlıyorum. Meslektaşlarına hep, ’Aman istifa etmeyin, şimdi mücadele zamanı‘ diyor. Pek çok meslektaşının gönlünde rektörlük makamında olduğunu bilmenin güvencesiyle...

‘TÜRBANLI DOKTOR OLMAZ’ DEDİM BELKİ DE O
YÜZDEN ADIM ÇİZİLDİ


* Cumhurbaşkanı’nın kararını nasıl yorumluyorsunuz?

18 yıldır Dokuz Eylül Üniversitesi’ndeyim. 4.5 yıldır Tıp Fakültesi Başhekimiyim... Ondan önce de 3 yıl rektör yardımcılığı görevim var. Sonuçta 7-7.5 yıldır yöneticiyim. ’Yöneticiyken yıpranırsınız, sizi çok tercih etmezler’ gibi görüşler vardı ama sağ olsunlar ben çok güzel oy aldım...

*Sizce hangi gerekçeyle çizilmiştir adınız? Kadın olduğunuz için mi, Atatürkçü olduğunuz için mi, laik düşünceyi savunduğunuz için mi, türbana direndiğiniz için mi? Yoksa şu görüntünüz için mi?

Kadın olmamın etkili olduğunu düşünmüyorum. Bu bana çok normal gelmiyor. Nitekim başka örnekler de var. Ama onlar belki vitrin olarak onaylandılar, bilemem! Yani ’Bakın kadın rektör de atanıyor’ demiş olabilirler. Ben hiçbir özelliklerini bilmiyorum diğer atanan kadınların. Daha mı muhafazakârlar bilmiyorum.

* Birisi son seçimlerde Diyarbakır’dan AKP milletvekili adayı olmuştu...

Ben üniversitenin içine odaklandığım için çok ilgilenmedim, sonuçta Cumhurbaşkanı’nın beyanatları da vardı. Hani ’Ben oylamada birinci geleni atarım’ gibi ve bu medyaya da yansımıştı. Sonuçta ’Ben oyumu alayım atanırım’ dedim ve YÖK de mülakata çağırdı. YÖK Genel Kurulu’nda benim oylamam sırasında 19 üye varmış ve 19’u da beni birinci olarak tercih etmiş. Yani ben YÖK’ten de onay aldım... Ve bu şekilde üyelerin hepsinden ‘tamam’ oyu alan 3 kişiden biriyim. Üniversitede birinciyim, YÖK’te birinciyim, cumhurbaşkanlığında bir sıkıntı olacak diye hiç beklemedim.

* O zaman sizce neden böyle oldu?

Şu anda rektör olarak atanan Prof. Mehmet Füzün’ün ailesinin AKP’yle yakın ilişkisi var. Ama Füzün öyle biri değil, yani AKP’ye yakın biri değil, ailesi yakın. Füzün’ün Manisa’da AKP Akhisar İlçe teşkilatında bir akrabası var ama önemli değil. AKP ile organik bir bağları olmasa da gönülden AKP’li oldukları biliniyor Füzün Ailesi’nin... Ama Mehmet Bey öyle biri değil.

* Peki nasıl biri?

Mehmet Bey genel cerrah, muayenehanesi vardı. Şu anda herhalde kapatmıştır. Yani üniversitede yönetici olmayı talep edip de ona göre kendi akademik yaşantısını kurgulayan biri değildi. Daha sonra böyle bir şeye karar verdi. 8 ay kadar da başhekimliği var. Başka bir yöneticilik görevi yok. Ha dünya görüşü net midir, bir dünya görüşü var mıdır, bilmiyorum.

* Sizin bir dünya görüşünüz var mı hocam? Mesela üniversitede türban takıp hasta bakmak isteyen doktorlara izin verir miydiniz?

Hayır. Türbanlı doktorlara izin verilmedi Dokuz Eylül Üniversitesi’nde.

* Biliyoruz ki bazı hastanelerde buna tolerans gösteriliyor... Size bu tür talepler geliyor muydu başhekimliğiniz süresince?

Hayır. Talep olarak bile gelemedi. Biz en başta çok net tavır koyduk üniversite olarak. Ben hep aynı şeyi söylüyorum, şu anda var olan mevzuat çerçevesinde, kamusal alana türbanla giriş yasaksa, ben almam. ’Ha serbest olursa alır mısın?’ derseniz, tabii ki mecburen alırsın, yasaları çiğnemeyeceksin. ‘Peki alman gerektiğine inanıyor musun?’ dersen, hayır inanmıyorum. Yani sonuçta özellikle bir hekimin ’Erkeğe onu yapmam, kadına bunu yapmam’ gibi bir lüksü olamayacak zaten. Ben şu sözün çok doğru olduğuna inanıyorum. İnsanların başının açık ya da kapalı olmasının çok önemi yok. Başı açık olur ama beyninde örümcek ağı varsa o daha tehlikeli.

* Ama siz ‘Yasada yazılı da olsa, kamusal alanda türbana serbestlik tanınsa da benim içim el vermez’ diyorsunuz...

Yasada türbana izin verilirse tabii ki uyarım, artık üniversiteyle böyle bir ilişkim de yok zaten ama en baştan açılıp açılmama konusundaki tavrınız ne olurdu derseniz, istemezdim. Ki ben bunu bir televizyon programında da söyledim, belki de o yüzden adımın üzeri çizildi. Yani ben sonuçta türbanın siyasi simge olduğunu net olarak düşünüyorum. Sonuçta Türkiye son 10 yıldır mı Müslüman? Biz daha önce Müslüman değil miydik? Bu kadar başı bağlı insan var mıydı? Birdenbire herkes türbana mı girdi? Bir de türban apayrı bir şey.

* Türban tavrınız dışında başka sebepler de olabilir mi atanmamanızda?

Ben eski rektör Prof. Emin Alıcı’yla, 7 yıl rektör yardımcılığı ve başhekimlik döneminde çok yakın mesai arkadaşı olarak çalıştım tabii. Prof. Alıcı’yı Ankara sevmiyordu bunu da tüm Türkiye biliyordu. Biliyorsunuz laiklik tartışmaları sürerken, ’Gerekirse hepimiz Kubilay oluruz’ demişti... Evet. Sonuçta eğer rektör olursam Alıcı’nın 3. dönemi olacak gibi bir kaygı da duyulmuş olabilir. Ama olmayacağını o kadar çok söyledim ki...

* O yüzden hâlâ şaşkınsınız...

Şimdi ben bugün Cumhurbaşkanlığı’na bilgi edinme hakkımı kullanıp bir dilekçe yazdım. ’Neden? Niye?’ diye atanmamamın gerekçesini sordum. 60 gün içinde yanıt bekliyorum.

* Dava açmayı düşünüyor musunuz? Dava açan da var biliyorsunuz...

Bilmiyorum. Bana çok makul bir gerekçe sunabilir. ‘Ben seni şu nedenden atamadım’ diyebilir. ‘Aaa bak ben onu düşünememiştim, haklıymış’ diyebilirim belki.

* Sezer döneminde de benzer atamalar olmuştu. O zaman tavrınız neydi?

Sezer döneminde büyük tek bir üniversitede, Gazi Üniversitesi’nde böyle oldu. Şu anda atanan rektörün üzerini Sezer çizmişti... Diğerleri küçük üniversitelerdi. Yani öğretim sayıları 40-50, bilemedin 100’dü... Onu Gül de yapıyor. Zaten bir üniversitede 100’den aşağı öğretim üyesi varsa seçim yapmak da ne kadar sağlıklı? Ama Dokuz Eylül’de öğretim üyesi sayısı 1000’in üstünde, 25 yıllık bir üniversite... Gazi de öyle. Bir de şöyle bakmak lazım, Sezer 7 yıl içinde böyle kaç atama yaptı? Şimdi tek seferde 12 atama yapıldı. Orantı bir değil. İkisini karşılaştırmamak gerekir. Bir de şu var Sezer hiçbir partiye yakın değildi Cumhurbaşkanlığı makamına geldiğinde. Gül AKP’liydi... Ben hakikaten Cumhurbaşkanı’nın artık tarafsız ve bağımsız davranmadığını düşünüyorum.

*Peki siz türbanlı doktorların çalışmasına izin verseydiniz?

Sonuç farklı olur muydu bilmiyorum, ben hakikaten kişisel bir torpilin kurbanı oldum. Prof. Füzün’ün AKP’li akrabalarının yaptığı torpilin... Der misiniz ki, ’Siz demokratsınız, cumhuriyetçisiniz, Atatürkçüsünüz. Onun için mi olmadı?’ Onu demek bile istemiyorum. Onu demek Türkiye’ye ilişkin tüm umutlarımın bitmesi demek olur. Böyle bir torpil olayını düşünmek benim geleceğe ilişkin umutlarım açısından gerekiyor. ‘47 yaşındasınız, ne umut edeceksiniz?’ diyebilirsiniz ama çocuğum var, daha evlenmedi, mezun olacak, hayatını kuracak, belki torunum olacak...

8/8/2007

Yurtdışında yabancı dil öğrenimi

EF Akademik Yıl Programı

ÖSS'den sonra EF ile yurtdışında yabancı dil

Uzun zamandır hazırlandığınız, geleceğinizi belirleyeceğini düşündüğünüz bu 3 saatlik sınav sizin için zorunlu bir seçim olmasın. Puan engeline takılıp uygun olmadığına inandığınız bir kariyeri seçmek yerine EF'in size sunduğu alternatifleri değerlendirebilirsiniz. EF'in 6-9 aylık dil eğitimi ile yabancı dilde ilerleyebilir ya da EF Turizm,Medya ve Sanat, IT ve İş İngilizcesi programları ile ÖSS sınavına girmeden de meslek sahibi olabilirsiniz. Bununla beraber yine EF'in Brittin College programı ile İngiltere yada Amerika'da bir üniversiteye girerek kariyerinizi şekillendirebilirsiniz.


İletişim bilgileri: 212 2923455 EF Eğitim İnönü Cad. No:69-71 Kat:8 D:16 34437 Taksim / Istanbul

Eğer sorunuz varsa lütfen bizi arayın
İnönü caddesi no 69-71 daire 16
Gümüşsuyu/Taksim
80090 İstanbul
Tel: 0212 292 3458
Faks: 0212 249 1233

6/7/2007

Üniversite mezunu paspascılar

Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Hereke Ömer İsmet Uzunyol Meslek Yüksek Okulu Teknik Programlar bünyesinde açılması planlanan Çevre Temizlik Hizmetleri Programı için YÖK’ün izin verdiği, bölüme 2007-2008 eğitim öğretim yılında 50 öğrenci alınacağı, mezunların KOÜ ile Temizlik ve Servis Hizmetleri İş Adamları Derneğince (TESHİAD) yapılan protokol gereği işe yerleştirileceği bildirildi.
Hereke Ömer İsmet Uzunyol Meslek Yüksek Okulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Hıdır Akpınar, yaptığı açıklamada, temizlik işinin Türkiye’de geniş bir hizmet sektörü haline geldiğini, faaliyet gösteren 3 bin temizlik şirketinde kayıtlı 700 bin personel çalıştığını dile getirdi.
Sektörde kalifiye eleman sıkıntısı yaşandığını belirten Akpınar,
Türkiye’de açılan ilk Çevre Temizlik Hizmetleri Programı ile temizlik
sektörünün ihtiyaçlarını üniversite mezunu elemanlar ile karşılamayı
hedeflediklerini dile getirdi.

"Çalışanlar eğitimli olmalı"
Temizlik sektörü incelendiğinde elemanlarının eğitim sorunlarının dikkat çektiğini ifade eden Akpınar, personelin pek çoğunun hijyen konusunu, hangi atıkların nereye atılacağını ve kişisel korunmalarını bilmediğini iddia etti.
Akpınar, Çevre Temizlik Hizmeti Programı için yaklaşık 1,5 yıl
araştırmadan sonra, sektör yöneticileriyle bir araya gelerek, ders
programı oluşturduklarını, YÖK’den onay aldıklarını ve eylül ayında 50
öğrenciyle eğitime başlayacaklarını dile getirdi.
Yrd. Doç. Dr. Hıdır Akpınar, şunları söyledi: "Yetiştireceğimiz öğrenciler temizlik şirketlerinin yönetiminde görev alacak ve temizlik elemanlarını eğitebilecek konumda olacak. Programın altyapısı için Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve atık yakma fabrikası olan İZAYDAŞ ile de protokol aşamasına geldik. Bu protokolle
öğrencilerimiz haftada bir gün İZAYDAŞ’da uygulamalı ve teorik eğitim
alacaklar.
Belediyeler artık çöpleri temizlik firmalarına toplatıyor, temizlik
işlerini taşeron firmalara yaptırıyor. Bu firmaların da artık iş bilen
ya da eğitimli elemanlarca yönetilmesi gerekiyor. Plazalar arttı, büyük
iş merkezleri, hastaneler, okulların temizliği taşeron firmalarca
yapılıyor. Bunların başında olacak, bunları yönetecek, eğitecek kişiler
bu programdan mezun edilecek."

İş garantisi
Tüm programlarda sanayiciyi eğitimin içine çekebilmek yönünde açık bir politika izlediklerine işaret eden Akpınar, sanayici ya da iş adamının ticaretinin büyüklüğüne, küçüklüğüne bakmadan onlarla iş birliği yapmaya, bilgilerini paylaşmaya, öğrencileri onlar için hazırlamaya çalışacaklarını söyledi.
Çevre Temizlik Hizmetleri Programını açmadan protokollerini yaptıklarını
ve iş garantisi sağladıklarını bildiren Akpınar, şöyle devam etti:
"İş garantili bir bölüm. Her yıl 50 öğrenci alacağız ve 50’ye yakın
öğrenciyi mezun edeceğiz. TESHİAD ile her yıl 50 öğrencinin istihdam
edilmesi yönünde protokol imzaladık. Dernek, okulun altyapısına,
eğitimlere ve öğrenci stajlarına teknik destek verecek, programın
gelişmesi için bizimle birlikte çalışacak.
Sektörün bu yönde çok ihtiyacı var. Özellikle büyük şehirlerde hızlı
gelişen bir sektör. Teknolojileri, ürünleri gelişiyor. Bunun için de bir
eğitim sisteminin kurulmasına ihtiyaç duyuldu. Türkiye’de ilk adımı
sektörle birlikte atmış olduk."

"Temizlikçi mi olacağım diye küçümseyenler gelmesin"
Türkiye’de istihdam sorunu olduğuna dikkati çeken Akpınar, "Programa katılacak öğrencilerin mesleklerini benimsemeleri, özümsemeleri ve sevmeleri gerekiyor. ’Temizlikçi mi olacağım’ diye düşünenlerin buraya gelmemesini, ’Mesleğimi en iyi şekilde yapacağım, mesleğimde en iyisi olacağım’ diyen öğrencilerin gelmesini arzuluyoruz" diye konuştu.
Yrd. Doç. Dr. Akpınar, 2 yıllık programın ilk yılında temizlik
teknolojisine giriş, temizlik ürün kullanımı ve denetimi, atık yönetimi,
çevre kimyası, organik kimya, hijyen yönetimi, ilkyardım gibi derslerin
verileceğini, ikinci yıl ise bu derslere temizlik uygulama teknikleri,
temizlik hizmetleri yönetimi, temizlik kimyasalları, işçi sağlığı ve iş
güvenliği, çevre mevzuatı, atık toplama ve taşıma yöntemleri, atıkların
değer ve geri kazanımı, ilaçlama ve zararlı canlılarla mücadele
sistemlerinin ilave edileceğini bildirdi.

Akpınar, öğrencilere teknik derslerin yanı sıra girişimcilik ve küçük işletme yöneticiliği, temel muhasebe bilgisi, insan kaynakları yönetimi, pazarlama ilkeleri, işletme etiği, iş hukuku gibi şirket idare edebilme becerilerini artırıcı derslerin de verileceğini sözlerine ekledi.

26/2/2007

İlköğretim OKS'yi etkileyecek

İlköğretim başarı puanı bu yıldan itibaren Orta Öğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı (OKS) sonuçlarını etkileyecek.Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik imzasıyla yayımlanan genelgeye göre,ilköğretim başarı puanı bu yıldan itibaren OKS'de sonuçları etkileyecek.

Değerlendirme ve ilköğretim başarı puanı ile ilgili açıklamalar OKS e-Başvuru Kılavuzunda yayınlanacak.Sınavlarla ilgili ayrıntılı açıklama ve kurallar www.meb.gov.tr ile oks2007.meb.gov.tr adreslerinde yayınlanacak olan ''e-Başvuru Kılavuzlarında'',özel okullarda öğrenim görmek için bu sınava başvuran adayların açıklamaları ise ilgili kuruluşlar tarafından yayımlanacak olan kılavuzlarda yer alacak.

OKS başvuruları 26 Mart-15 Nisan tarihleri arasında,DPY-B (5,6,7,9,10 ve 11'inci sınıflar) başvuruları 12-25 Mart tarihleri arasında yapılacak. Başvuru işlemlerinin doğruluğundan okul müdürlüğü ile adayın velisi sorumlu olacak,başvurular randevu şeklinde gerçekleşecek.Başvuru işlemleri okul müdürlüğünce elektronik onaylamadan sonra resmi kayıt haline gelecek ve kesinlikle tekrar düzeltme hakkı olmayacak.

Okul müdürlüğünce elektronik ortamda onaylanan ''başvuru kayıt formu''nun bilgisayar çıktısı alınarak,veli tarafından imzalanacak ve okul müdürlüğünce onaylanacak.Başvuru kabul formunun aslı okulda saklanacak ve bir örneği adayın velisine imza karşılığı verilecek.

26/2/2007

OKS sınavı kaldırılıyor

İngilizce eğitimini verimli hale getirebilmek için orta öğretim sınav sistemlerinde değişiklikler planlanıyor...

Bakan Çelik, AK Parti Bursa Gençlik Kolları'nın düzenlediği ''Genç Liderlik Semineri''nde yaptığı konuşmada, günümüzün en büyük zenginlik kaynağının bilgi olduğunu belirterek, bu nedenle eğitimde, yabancı dil ve bilişim teknolojisini ön plana çıkardıklarını söyledi.

Öğrencilere 4'üncü sınıftan itibaren İngilizce eğitimi verildiğine işaret eden Çelik, ''Buna karşılık, öğrenciler İngilizce öğrenemiyor. OKS'de İngilizce soru sorulmuyor, sınavda çıkmayan her dersi de öğrenci, kendisi için değersiz bir yük olarak kabul ediyor. ÖSS'de de durum aynı. Öğrenci, ÖSS'ye dil alanından girmiyorsa gereksiz olduğunu düşünüyor. Ne çalışacak öğrenci; aşağıdakilerden hangisi yanlıştır, farklıdır. Neredeyse, 'Aşağıdakilerden hangisi aşağıdadır' diyecekler. Tost yiyen, test çözen bir nesil verdik'' diye konuştu.

Çelik, bu nedenle OKS'yi 2008-2009 öğretim yılında kaldıracaklarını ifade ederek, şunları söyledi: ''OKS yerine 6, 7 ve 8. sınıflar sonunda seviye tespit sınavı yapacağız ve bu sınavlarda, dil sorusu da olacak. Bu sınavlardan aldığı puan, bir üst liseye geçtiği zaman bir bölümünü teşkil edecek. Diğer bölümü, kendini ifade etme sanatı. Öğrencide, resim, beden eğitimi ve müzik kabiliyetini ölçemiyoruz. Biz çocukların bilgisini ölçüyoruz ama becerisini asla ölçemiyoruz. Onun için beceriksiz bir nesil ortaya çıkarıyoruz.''

ÖSS ile ilgili olarak Yüksek Öğretim Yasası'nda değişiklik yapılması gerektiğini vurgulayan Çelik, ''Bu değişikliğin bugün olmaması, yarın olmayacağı anlamına gelmiyor. Bunun da günü ve sırası geldiği zaman yapılması lazım çünkü, yüksek öğretim giriş sınavları da orta öğretimimizi felç etmiştir'' dedi. Çelik, iletişim ve bilgisayar teknolojisinin, ilköğretim okulu öğrencilerine yönelik yapılması planlanan beceri ölçme sınavlarının, 'olmazsa olmaz'larından olacağını dile getirerek, şunları kaydetti: ''İlköğretimi bitiren yavrumuzun, usta bir bilgisayar operatörü olması, liseyi bitiren öğrencimizin de bu konuda çalışan bir firmanın arzu ettiği zaman çalıştıracağı bir konuma gelmesi lazım. Bunlar için de altyapı oluşturulması gerekiyordu. İktidarımızda, bilişim sektörü yüzde 400 büyüdü ve buna Milli Eğitim Bakanlığı öncülük etti.''

İNTERNET KULLANIMI

İnterneti, 20. yüzyılın en büyük icadı olarak tanımlayan Çelik, ''İnternetin taşıdığı bazı olumsuzlar var. Ulaştırma Bakanlığı, elektronik ortamda işlenen suçlarla ilgili detaylı bir yasa tasarısı hazırladı. Bunu yakında TBMM'ye sevk edeceğiz ve ümit ediyorum ki bu olumsuzlukları büyük çapta ortadan kaldırmış olacağız'' dedi.

10/1/2007

Öğrenciye 4 yıldızlı yurt müjdesi




Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) Genel Müdürü Hasan Albayrak, 2003 yılından itibaren üniversite öğrencilerine 4 yıldızlı otel konforunda yurtlar yaptırdıkları müjdesini verdi.

Albayrak, Türkiye Cumhuriyeti devletinin sosyal devlet anlayışını üniversite gençliğine yansıtmayı hedefleyen bir kurum olarak, öğrencilerin barınma ihtiyaçlarını karşılamak ve onlara maddi destek sağlamak için büyük atılımlar yaptıklarını vurguladı.

Son 4 yıldır 24 bin kapasiteli yurt yaptırdıklarını ifade eden Albayrak, şu bilgiyi verdi: ''2003 yılından itibaren Türkiye'de yapılan bütün yurtlar, 1, 2, 3 ve 4 kişilik odalarda, ahşap karyola sisteminde, tuvaleti, duşu, banyosu ve ders çalışma mekanları ile birlikte öğrencilerin hayatlarını kolaylaştıracak şekilde modern binalar olarak inşa edildi. Artık öğrencimizi memnun eden 4 yıldızlı otel konforunda yurtlar yaptırıyoruz. Çoğu yurdumuzda, tenis kortundan, basketbol, voleybol sahalarına hatta sinema salonlarına kadar birçok tesis var. İnşaat ihalesini yaptığımız ve temelini attığımız bütün yurtları azami 1.5 yılda bitiriyoruz.''dedi.