Yeni Günlük



RehberTürk



İnternetSponsor



BLOGEVİM



SİNEMA VE FİLMLER



Bilgi TV



ADRES BANKASI

HABERMETRE

ADRESS TURK

YENİGÜNLÜK

Güncel hayatta karşılaştığımız gazetelerde okuduğumuz ilginç haberler,teknolojik yenilikler,müzik videoları,günlük hayattan kesitler,sinema tv konularından magazinden birer tutam derleme küçük küçük pasajlar...
Sıkılmadan eğlenceli bir şekilde YENİGÜNLÜK 'te yer alacak.


16/7/2009

Kaza geçiren kişi nasıl taşınmalı?

Florence Nightingale Hastaneleri Nöroşirurji Bölüm Koordinatörü Prof. Dr. Cengiz Kuday, kaza geçiren kişilerin sert bir zemin üzerinde, boynu, beli ve sırtı hareket etmeyecek şekilde taşınması gerektiğini bildirdi.

Kuday, yaptığı yazılı açıklamada, omurilikte en az hareketli bölgenin sırt olduğunu belirterek, bu nedenle o bölgenin travmaya daha az maruz kaldığını kaydetti.

Çok hareketli olması nedeni ile bel bölgesinin travmalardan en çok etkilenen bölge olduğunu ifade eden Kuday, omurilik yaralanmasının cinsine ve şiddetine göre hastanın farklı şekilde etkilendiğini ifade etti.

Bazı yaralanmaların ağır olduğunu, hastanın tam felç geçirdiğini kaydeden Kuday, bunun yanında bir de kısmi yaralanmaların olduğunu, bunların zamanında müdahale ve iyi bir rehabilitasyonla veya enstrümantasyon içeren ameliyatlarla yaşama döndürüldüklerini bildirdi.

Omurilik yaralanmalarında en önemli şeyin hastanın taşınması olduğuna dikkati çeken Kuday, ''Bu kişilerin pek çoğunda taşımanın bilinçsizliği dolayısı ile yaralanmalar meydana geliyor. Kazazedeler, eğitimli kişiler tarafından hiç kımıldatılmadan en basitinden bir tahta kalasın üstüne konarak, boynu beli, sırtı hareket etmeyecek şekilde taşınmalı'' görüşünü dile getirdi.

Batı ülkelerinde bu tip hastaların nasıl taşınacağına ilişkin daha ilkokuldayken eğitim verildiğini ifade eden Kuday, bu durumun pek çok sakatlığın
önüne geçtiğini vurguladı.

Omurilik yaralanmasının ilk işaretinin tansiyon düşüklüğü olduğunu belirten Prof. Dr. Cengiz Kuday, bu durumda ilk yardım merkezlerinde yapılması gereken ilk müdahalenin, tansiyonun yerine getirilmesi ve omuriliğin rahatlatılması olduğunu kaydetti.

5/9/2008

Sağlığı elverişli olmayan yaşlılar oruca dayanamaz

SORU: 85 yaşındaki büyük babam şeker hastası. Sağlık durumu iyi değil. Ayrıca kalp yetmezliği ve yaşının verdiği birtakım sıkıntıları var. Buna rağmen oruç tutmak istiyor. Geçen sene bu mübarek ayın ilk gününde tutmayı denedi ancak ciddi anlamda sağlık sorunu yaşadı. Sonra tutamayacağını anladı ve orucunu bozdu. Ancak bu sene yine tutmak istiyor. Dinimiz bu durumda olanlara ruhsat tanır mı?

CEVAP: Bakara Suresinin 184’üncü ayetinde, “Oruca güç dayananların fidye vermesi, bir yoksulu doyurması lazımdır” buyurulmaktadır. Artık sekseni geçmiş, günden güne daha güçsüz duruma düşmekte olan insanların, oruç tutma yükümlülükleri yoktur. Hatta bu durumda onların fidye vermeleri dahi gerekmez. Çünkü fidye, oruca dayanabilen ama güçlükle dayanabilen kimselere gerekir. Sağlığı elverişli olmayan yaşlılar oruca dayanamaz. Gönüllerinin huzur bulması için onlar her gün için bir fidye verirler. Babanızın içi rahat olsun. Onun günlük fidyelerini verin. Yani her gün için en az 6-7 YTL’yi bir fakire verin. Kendisi oruç tutmakla yükümlü değildir. Oruç yerine çokça Kur’ân okusun. Namaz kılsın. Allah adını çok çok ansın. Orucun sevabını alır. Allah sağlık ve afiyet versin.

*****

Dövme, namaza ve abdeste engel değildir

SORU: Kalıcı dövme yaptırmak dinimizce caiz mi? Dövme gusül abdestine ve namaza engel teşkil eder mi? (Bekir Süt)

CEVAP: Bu konuyu defalarca yazdım. Dövme, İslâm geleneğinde hoş görülmez ama bunun günahla ilgisi yoktur. Bu bir gelenektir. Şimdi ise moda oldu. Dövme yaptırmak mekruhtur yani hoş değildir ama dövme gusle, namaza, abdeste engel değildir. Peygamberimizin dövme yaptırana, kaş aldırana lanet ettiğine dair rivayetler vardır. Bunların hepsi Peygamber’e iftiradır. Allah’ın, âlemlere rahmet olarak gönderdiği büyük Peygamber kimseye lanet okumaz. Zaten kendisi, “Ben lanetçi olarak değil, Hakk’a çağrıcı ve âlemlere rahmet olarak gönderildim” buyurmuştur.,kaynak,vatan

6/3/2007

Güzelliğiniz İçin Elma Sirkesi

Elma sirkesi, ciltteki lekelerden fazla kilolara, sağlıksız saçlardan varisli damarlara kadar birçok derde deva... İşte elma sirkesinin yararları:

 KEPEKSİZ SAÇLAR:
Saçınızı yıkadıktan sonra, son durulama suyuna elma sirkesi ekleyin. Saçlarınızın kepekten arındığını göreceksiniz.
 AKNE TEDAVİSİ: Su ile seyreltilmiş elma sirkesi ile yüzünüzü temizleyin ve su ile durulayın. Elma sirkesi akneye neden olan mikropları öldürecektir.


 CİLTTEKİ LEKELERE: Dörtte bir litre suya, 3 çorba kaşığı elma sirkesi ekleyip, kaynayıncaya kadar ısıtın, ateşi kısın. Başınıza bir örtü örtüp, yüzünüzü buhara tutun. Yarı yarıya sulandırılmış elma sirkesi ile yüzünüzü silin. Haftada iki kez tekrarlayabilirsiniz.
 VARİSLİ DAMARLARA: Bir bezi elma sirkesine batırıp sıkın. Bezi varisli bölgeye sarıp 30 dakika bekletin. Bacaklarınızı yukarı kaldırarak dinlendirin.
 ZAYIFLAMAK İÇİN: Bir bardak suya 1-2 kahve kaşığı elma sirkesi ve bir kahve kaşığı bal ekleyip, karıştırın. Rejimle birlikte kullanıldığında, düzenli kilo vermenize katkı sağlar.

28/2/2007

Yaz kış faydalı: Kuşburnu

İçerdiği vitaminler sayesinde kuşburnu çayı, yaz ve kış kullanılabilir. Kuşburnu; kış aylarında grip ve nezle gibi hastalıklara karşı etkili bir kalkan olurken, yaz aylarında da çekirdeğinde bulunan yağın etkisiyle vücudu güneşe karşı koruyor. Günde 2-3 bardak kuşburnu çayı içilmesinin yeterli olduğunu belirten uzmanlar, tam bir şifa kaynağı olan kuşburnu çayının diğer yararlarını şöyle sıralıyor: Kuşburnu çayı; enfeksiyonlara ve soğuk algınlığına karşı bedenin savunma sistemini güçlendirir. Kabızlık ve safra kesesi, böbrek ve mesane rahatsızlıklarına iyi gelir. Böbrek üstü bezlerini olumlu etkileyerek önemli hormonların üretimine destek sağlar. İçerdiği yüksek C vitamini sayesinde vücudun direncini artırır.

Ansiklopedik bilgiler:

KUŞBURNU (Rosa canina)

İngl. Sweat briar fruits, Hagebutte, Fr. Cynorrhodon

Yöresel adları :Gülburnu, itburnu, gülelması, şillan

Drog adı :Cynosbati fructus sine semen / çekirdeksiz kabuk

Toplama/kurutma :Olgun kırmızı meyveler sonbaharda toplanır. Kurutmak için ortadan yarılır ve çekirdekleri çıkarıldıktan sonra hemen kurumaya bırakılır. İyice kuruduktan sonra mutlaka hava almayan kaplarda saklanmalıdır. Aksi halde etkenliğinin önemli bölümünü yitirir.

Bileşim: Bolca C vitamini ve öteki vitaminler (A, B1, B2, K, P); mineraller, meyve asitleri, flavonlar, tanen ve şeker. Çekirdekte ise Vanillin vardır.

Etkileri: Besleyici ve güçlendirici, hafif müshil, hafif idrar söktürücü, bağışıklık sistemini güçlendirici, soğuk algınlığı, yüksek ateş.

Kullanım alanları: Kuşburnu, doğal C vitamini içeren en değerli kaynaktır. Bu vitamine ihtiyaç duyulduğunda her zaman kullanılabilir. Enfeksiyonlara ve soğuk algınlığına karşı, bedenin savunma sistemlerini güçlendirir. Özellikle ilkbahar kürleri için çok uygundur. Genel güçsüzlüklere ve yorgunluklara karşı kullanılabilir. Kabızlık ve hafif safrakesesi, böbrek ve mesane rahatsızlıklarında rahatlıklar sağlayabilir. Ayrıca, kuşburnunun böbreküstü bezlerini çok olumlu etkileyerek önemli hormonların üretimine destek sağladığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Kullanım biçimleri: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış kuşburnu kabuğu, orta boy bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine kadar ısıtılır, 10 dakika kadar kaynatılır ve süzülür; veya aynı miktar bitki aynı miktar kaynar derecede sıcak suyla haşlanır, 15 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak kuşburnu çayı yeterlidir.

Karışım: Soğuk algınlığı ve gribe karşı, kuşburnu ve ıhlamur çiçeği çok ince kıyılarak eşit oranda karıştırılır. Bir tatlı kaşığı bitki, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır, 10 dakika demlendikten sonra süzülür. Balla tatlandırılıp içine biraz limon sıkılan çay, elden geldiğince sıcak ve yudumlanarak içilir. Günde 2-4 bardak yeterlidir.

Uyarı: Çok ender olmak üzere alerjik tepkilere yol açabilir. Çay içimine son verildiğinde bu tepkiler de sona erer. Bilinen başkaca bir yan etkisi yoktur.


26/2/2007

Oksijenle gelen mucize

Ofiste çalışıyorsunuz. Egzersiz için vaktiniz olmuyor. O zaman oksijenle gelen bu terapi tam size göre.

İlk kez 1856'da mikrop öldürücü özelliği fark edilen, Dr. Albert Wolf tarafından 1. Dünya Savaşında kangren ve savaş yaralarına karşı kullanılan, 2. Dünya Savaşı yıllarında da Hitler'in talimatıyla savaş pilotlarına uygulanan ozonun, 150 yıllık insana yönelik kullanım öyküsünde alınan başarılı sonuçlar, giderek yaygınlık kazanmasına yol açtı. Türkiye'de de uygulanmasına başlanan “vücudu oksijene boğmak” olarak adlandırılan ozonla terapinin, yaşlanmayı geciktirici, dolaşım hastalıklarını tedavi edici özelliğinin yanında bağışıklık sistemini aktive ederek kanserle mücadeleyle Hepatit B ve C hastalıklarında olumlu sonuçlar verdiği, iyi bir mikrop öldürücü özelliğe sahip olduğu bildirildi.

 KİMLERE UYGULANMALI?

 Doğal ortamlar dışında sanayi toplumlarında yaşayan yetişkin insanların üçte birinin bu tedaviden yararlanması gerektiğini bildirirken, özellikle yönetici hastalığı denilen kronik yorgunluk sendromunda olanlar, kanser hastaları, ailesinde sıklıkla kansere rastlananlarla romatizmal hastalarda yaygın olarak ozon kullanılması gerektiğini belirtildi.

20/2/2007

Nane çayı tüyleri azaltıyor

Guardian gazetesi, Türk bilim adamı Mehmet Tamer’in yaptığı bir araştırmanın sonuçlarına göre günde iki bardak nane çayı içmenin, kadınlarda hormon seviyesini düşürerek istenmeyen tüylerle mücadeleye yardımcı olduğunu yazdı.

İngiliz Guardian gazetesi, Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Endokrinolojisti Mehmet Tamer’in son araştırmasına yer verdi. Gazetenin bilim muhabiri Ian Sample imzasıyla yayınlanan haberde, ard arda beş gün boyunca nane yaprağı çayı içen kadınlarda yüz, karın ve göğüs bölgelerinde koyu renkle tüylerin oluşmasına neden olan hirsutizm’i tetiklediğine inanılan hormonların azaldığı kaydedildi.

Söz konusu düzensizliğin Polikistik Yumurtalık Sendromu’yla ilişkili olduğu belirtilen haberde, bu durumun, doğum yapabilme çağına gelen bayanların yüzde 5 ila 10’unu etkilediği ifade edildi.

Türk bilim adamının çalışmasının “Phytotherapy Research” dergisinde yayınlandığı kaydedilen haberde, çalışmada yaşları 18 ile 40 arasında değişen 21 kadının kullanıldığı ve bu kadınların 12’sinde Polikistik Yumurtalık Sendromu olduğu vurgulandı.

Haberde, çalışmanın sonuçlarında kan testlerinin, testesteron hormonunun yüzde 29 oranında azaldığını gösterdiği aktarıldı. Gazete, araştırmaya göre nanenin, mevcut tedavilere iyi bir alternatif olabileceğini yazdı. Haberde, Türk ekibin söz konusu araştırmayı yapmaya, uzun süre nane çayı içen kullanan erkeklerde libidonun azaldığı bilgileri üzerine yapmaya karar verdiği de kaydedildi.

10/1/2007

Bunları yapın nezle olmayın

Malum kış aylarında soğuk algınlıkları eksik olmaz. Peki kışı gribe, nezleye yakalanmdan nasıl geçirebiliriz. Bunun başlıca önlem hepimizin malumu bol bol C vitamini almak. Ama iş bununla da bitmiyor vücudumuzun direncini artırmak için aynı zamanda bol bol, mentol, sarımsak ve çinko tüketmek gerekiyor..



Aslında bildiğimizin tersine soğuk ve yağışlı hava, soğuk algınlığı virüsünü getirmez. Daha çok soğuk algınlığı olan bir kişinin burun akıntısının aksırık, öksürük veya elden ele bulaşması sonucunda virüslerin aktarılmasıyla hastalığın yayıldığına inanmamız gerekir. 

ALKOL NEZLEYİ İYİ ETMEZ
Düzenli biçimde bolca sıvı tüketilmelidir. Sigara savunma sistemimizin çalışmasını yavaşlatır ve daha kolay şekilde hasta olmamızı sağlar. Toplumda alkolün soğuk algınlığına iyi geldiği sanılır ama alkol damarlarda genişlemeler yaparak geçici rahatlama sağlar ve koruyucu tedavide yeri yoktur.

TERLEMEK İYİ GELİYOR
Terleme geçici olarak kendinizi iyi hissetmenizi sağlayabilir, çünkü burun ve baştaki dolgunluk hissini giderir. Vücut 3-4 gün içinde virüsleri yok edebilecek antikorlar üretir ve ancak o zaman soğuk algınlığından tamamen kurtulabiliriz."